Nil Avunduk’un Çalışma Sistemi


“Hayatın içinde bizi temsil eden konuşan korkularımızdır.”

“Bütün korkularını bitirmek demek istediğin an EVET istemediğin anda HAYIR diyebilmektir. Gerçek özgürlük bu noktada başlar.”

“Bir yere korkularla çıkıyorsanız aynı korkularla inersiniz.”

KORKU DÖNÜŞTÜRME ÇALIŞMASI NASIL YAPILIR?

Bu çalışmanın amacı, bedenimizdeki korku enerjisini sev­giye dönüştürmektir. Korkularımız ancak sevgi­ye dönüştüğünde bitebilir. Kızdığımız, öfkelendiğimiz, üzüldüğümüz anlarda aslında içimizdeki bir korku­muz tetiklenmiş demektir. Bu anlarda hangi korkumuzun tetiklendiğini bulmak ve o korkumuzu sevgiye dönüştürebilmek için, bu duygular içimizde yükseldiği anlarda kendimize şu soruları sormalıyız:

Şu anda bana ne oluyor?

Ben şu anda ne hissediyorum?

Karşımdaki kişi bana böyle söyler veya yaparsa bana ne olur?

Bu sorulara içinizden gelen cevaplardan, kızdığınız veya üzüldüğünüz o anda içinizde tetiklenmiş olan korkunu­zu veya korkularınızı bulmuş olursunuz. Korkularınızı bulduktan sonra, her bir korkunuz için aşağıdaki korku çalışmasını yaparsanız o an sizi etkileyen enerji tamamen değişecektir.

Benim …… korkum var.

Ben …… korkumu kabul ediyorum.

Ben …… korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Ben …… korkumu seviyorum.

Dedikten sonra derin nefes alıp verin ve bir kez daha tekrarlayın. Biraz evvel sinirlenmiş, öfkelenmiş haliniz sakinleşecek ve o anda ortaya çıkan korkuyu dönüştürmüş olacaksınız. Ancak bu yeterli değil.

Bunun ardından esas soruyu soracaksınız:

“Benim daha evvel hangi yaşadığım olayı dönüştürmem için bu olay yaşandı?” diye sorduğunuzda gözünüzün önüne geçmişte yaşadığınız ve belki bugüne kadar hatırlamadığınız bir olayın görüntüleri gelecek. Bu sefer o sahnede o halinize kaç yaşındaki haliniz olursa olsun ona sorular sormaya başlayın.

“Şu anda kendini bu olayın içinde nasıl hissediyorsun?”

O halinizin size söylediklerini, yani sizin o halinizin içinden ilk çıkan olumsuz cümleyi, yukarıdaki korku dörtlüğünün noktalı yerlerine yerleştirerek o cümlenin sizin içinizdeki anlamının bittiğini hissedene kadar aynı dörtlüğü bir kaç kere yüksek sesle tekrarlayın. Hemen arkasından bir olumsuz cümle daha çıkacak. Onu da dörtlüğe yerleştirip tekrarlayın. 

 

Bir örnek verecek olursak, 4 yaşında babanızla yaşadığınız bir olumsuz olay anında babanızın karşısında titrerken “Kendini nasıl hissediyorsun?” sorusuna o yaştaki haliniz “Kendimi güçsüz hissediyorum,” demez. O günkü haliniz, o yaştaki çocuğun bulunduğu bölge ve yörenin diline, konuşma tarzına, kendini ifade etme şekline dayanarak bir tarif yapar. Bu tarifi o noktada o enerjiyle çalışması gerekir.

Bundan da şunu anlıyoruz ki, çalışmanız gereken sahnelerde listeden ezbere hareket etmemelisiniz. Sizin kendi dilinizle olan ifadeleri yakalayın. Belki bu ifadelerinizin birkaç tanesinin toplamı sizin güçsüzlük korkunuzun enerjisidir. Ama önce tek tek küçük korku ifadelerini dönüştürmelisiniz.

 



Korkular

Bizler hepimiz kendimizi bir ailemiz, evimiz, iş yerimiz, işimiz olduğu için ve para kazanabildiğimiz, yaşımız büyüyüp bir yerlere tek başımıza gidebildiğimiz için özgür zannederiz. Ben de kendimi çok özgür zannettiğim bir gün,

“Ben özgür değil miyim ki?”

diye bir soru sordum. O sorudan sonra kendimi bir arabanın sağ arka köşesinde savrula savrula, mide bulantılarıyla, başı dönmüş bir halde yol alırken gördüm.

“Neden böyle güzel bir arabanın içinde bu kadar midem bulanarak, savrularak yol alıyorum?”


diye ön koltuktaki şoföre seslenmek istediğimde o koltukta korkularımın oturduğunu gördüm. Çok şık bir arabanın direksiyonunda korkularım oturmuş ve bu yaşamın içinde bana böyle yol aldırıyordu. Bunun üzerine ikinci soruyu sordum:

“Peki, ben bu kadar güzel bir arabada rahat nasıl yol alabilirim?”

O zaman korkularımı bulup tek tek sevgiye dönüştürmem gerektiğini anladım. İçimin bu söylediğini yapmaya başladıktan bir süre sonra araba biraz durulmuş oldu. Ve ben de rahat nefes alarak arka sağ köşede sakin bir şekilde yol alır olmuştum. Biraz böyle gittikten sonra üçüncü soruyu sordum:

“Peki, ben öne ne zaman geçeceğim?”

O zaman ön sağ koltuğu gördüm. Oraya geçebilmem için bütün geçmişimi affetmem gerekiyordu ve bu affetmeyi yaparken de canımı acıtan herkesin bana ne yaptığını sorarak altındaki korkuyu bulup sevgiye dönüştürecektim. Dışarıda aradığım bütün çarelerim bittiği için bunu da yaptım. Ve bir zaman sonra ön koltuğa geçmiştim. Bir müddet bu halde yol aldıktan sonra dördüncü soruyu sordum:

“Peki, ben ne zaman direksiyona geçeceğim?”

Yani ben ne zaman hayatımın direksiyonunu elime alacaktım? Cevap geldi:

“Bütün korkuların bittiği zaman.”

Direksiyona geçmek güzeldi, o zaman ben de bu güzelliğe kavuşacaktım ve yaptım. Bütün korkularım bitti. Bugün ben kendi hayatımın direksiyonundayım. Bu yolculukta yalnız yol alacağımı zannedip beşinci soruyu sordum:

“Ben bu yolu nasıl gideceğim?”

Bir anda, ön sağda co-pilot’um belirdi:

“Üstbenim”
İşte o anda anlamıştım.

Korkularım bittiği zaman yolculuğuma üstbenimle devam edecektim. Yalnız değildim.
Tamdım ve huzurluydum.

Nil Avunduk